
.1.1.1.1.1.1.1.1.1.
)(
“Beş Kasım
İkibindört” ya da “Ön-Ketenpere”
“İnferno” ve “O” lakaplı başıbozuk
şahıslar, riyaziyeli boşlukla doldurulmuş bir yokluk
ortamında ya da mucizevi bir elektirikli iletgeç yardımıyla burun buruna
veya parmak parmağa gelirler. Hay Hak!
inferno:
Hay
Hak! Bu ne şeref, madam…
o:
Ooo,
merhaba baron. Nasılsınız? Çimiyor musunuz? Mesajımı aldınız
heral?
inferno:
Aldık
madam, topluca aldık
mesajınızı... Bu arada "baron" sizsiniz madam.
o:
Topluca
al al, toplayarak al, bir yere filan çarpmamak lazım, maazallah! “Baron”
benim tabii; beyaz kadın baronuyum. Ee nedir durum?
inferno:
Bize
öyle bir bilgi gelmedi madam… Bu yüzden işleme koyduk mesajınızı madam. Aynaya
bakarsan(ız) görürsün(üz) durumu madam.
o:
Mon
cherity,ya birinci tekil ya da çoğul yazınız ya, böyle parantezler zor
oluyordur.
inferno:
Qui
madam...
o:
Aynaya
bakarsam görür müyüm, yahu hagaten? Ulan senelerdir bakıyorum bir sikim
göremiyorum…
inferno:
Hey
maşşallah madam, anında "dik"im meselelerine girdiniz. Hay Hak! Durum fena
madam. Bu hafta “Ankara Büyükşehir Belediyesi Spor” ile maçımız var. Takım
dağılmak üzere madam, takım...
o:
Girmedim
kuzum, benim yazım tarzım öyledir, delikanlı adamık biz, öyle boş incelikler
bayıltır bünyeyi. Ben de dün
“beştaş“ maçındaydım, vallahi on numara maç oldu ha ! Takımı
bozmayın ayol, sonra toplayaman…
inferno:
Madam,
sizi bir "Hüsamettin Tanbay"lığa davet ediyorum! Haddinizi, hayır, eee,
aksinizi biliniz. Siz İstanbul’lu musunuz m/adamcığım?
o:
Vay
vay, albay olduk sayenizde albayım. Evet, İstanbul/Kuzguncuk, tam
lokasyon..
inferno:
Hay
Hak! Demek biliyorsunuz emekli albayımızı...
o:
Sizin
koordinat neresidir?
inferno:
Erenköy-Gebze-Erenköy-Gebze-Kadıköy-İstanbul,
anlaşıldı merkez tamam!
o:
Siz
de benim bilgimi ölçmelerdesiniz bakıyorum, evet hepsini biliyorum, bütün
edebiyat tarihini yedim yuttum, inanmıyorsunuz ama bir gün inanacaksınız. Ha
ha ha…
inferno:
Hay
Hak! Peki ya hazım?Hazım nasıl madam? Mideye dikkat edebiyat tarihini
yutarken; aman ha!
o:
Biraz
Ece Ayhan”biraz Bilge Karasuyumdur üstüne afiyet, biraz Oğuz, biraz Yusuf,
biraz Ahmet Hamdi, Sevim Burak, sonracığa Hasan Ali, üzerine tuz niyetine
“Abdülhak Hamit”, oh lalla sol bekte Recaizade, oh! Hazım çok fena,
hiçbirini içselleştiremedim yahu, valla canımı sıkıyor
böyle.
inferno:
Enis
Akın ile aran nasıldır, tanır mısın?
o:
İsmi
majeskül harfle başlamasaydı tanırdım belki, Enis Batur ile başka bir şeyin
kırması mı bu ayol?
inferno:
Sizin
oralarda oturuyor, şair... "Puşt Ahali" diye bir şiir kitabı
vardır...
o:
Haa,
olabilir, puşttur bütün ahaliler, tanımıyorum ve
fakat!
inferno:
Sana,
al sana, alsana, bir şeyler gönderiyorum.
o:
Eh,
aldım bakalım, hayırlısı…
inferno:
Hayırlı
hayırlı.... Benim cesetlerim bunlar…
("Kelimenin
yüzü.pdf" dosyasının aktarımı tamamlandı.)
o:
Tevellüd
nedir ağabey?
inferno:
tevellüdü
yok bunun....
o:
zembille
mi indi bre?
inferno:
Hayır,
hamaktan düştü...Paşam, şimdi asıl meselelere gelelim:
1-2005
de bir dergi çıkacak, senden yazı ve editöryal yardım istiyorum, teklif
ediyorum.
2-
Seninle yüz yüze tanışmak, içmek ve konuşmak istiyorum.
o:
aa,
ne güzel.
aa,
ne hoş.
inferno:
İkinci
birinciyi döver ama...
o:
Dövsün
zaten, dergi mergi boş işler, hoş bi sada di mi kubbede, geberip gidecez ne
de olsa. Peki o zaman, koordinatlar da tutuyor zaten, içelim
globalleşelim
inferno:
Yaşamıyoruz
ki zaten. Ama bunlar "boş" işler dedin ya, ben o "boş"luğu aldım içime
gidiyorum.
Sen
de al o "boş"luğu içine, gidelim
o:
O
boşluk hepimizin içinde değil mi vre, içimizdeki irlandalı bi nevi, bakma
sen bağa, kendi boşluğumun hırsını kavramlardan çıkarıyorum, iyi bi cümle
oldu bu nerden baksan üstelik…E gidelim madem.
Kalamıyorsak...
inferno:
Gidelim.
o:
İstikâmet
Kadıköy mü?
inferno:
Evet,
ne zaman "boş"sun ya da ne zaman "dolu"sun?
o:
Valla
bugün olmaz, yarın olur, ama misal, tanışıyor muyuz acep bi yerden
ayol
inferno:
Yok
tanışacağız. Kendimi “Puşkin” gibi hissettim birden...
o:
kendinden
de çok eminsin haa, e haydi hayırlısı, binelim bir alamete, gidelim
gıyamete. Neyse boşver kız, puşkinliğimize bi halel gelmesin yeter. Sıcakken
servid edelim, soğumasın pilav. Şimdi, yarın yapalım o
zaman?
inferno:
Tamam,
yeri sen kararlaştır, silahları ben seçerim(puşkin).
o:
Madem
Kadıköylüsün, Kadıköy’de bi demlenelim, hatta gündüzünen bir bakalım, ince
belliyle açarız sohbeti belki...Silahları seç bakalım.
inferno:
Karga,
Liman Kahvesi, Son Gemi, Viktor Levi, sahil ? Seç birini...
o:
O
zaman gidek modada çay içek.
inferno:
Hay
Hak! Olur tabii... Adalara modalara gidelim...
o:
Tamam,
bak o zaman akşamüstü dörtte buluşuyoruz, şeyde, postanenin önünde, sonra da
alırız voltamızı, atarız istediğimiz yere?
inferno:
Tamam.16:00.
o:
Olmuş
bil. Yaşın küçük filan değil di mi bak, sübyancılıktan çok yattım içerde
zira.
inferno:
Bıyık
yaşım 30-35, göz yaşım 10-15, ellerim 45, saçlarım 45, burun yaşım
70...
o:
Ohoo,
bunun aritmetik ortası çok fena!
inferno:
Akıl
yaşım yok çünkü aklım yok...İstop.
o:
akıl
yaşın olaydı görüşemezdim zaar seninle, aman maazallah bir de akılla mı
uğraşacam bu yaştan sonra...
inferno:
Uçarken
yarışırız, sen yumarsın ben saklanırım, sonra ben yumarım sen saklanırsın.
Tamam mı?
o:
Tamam,
uçmak varsa sonunda...
inferno:
Ha
bir de senin ismin,cismin nedir?
o:
Ulan
bilmiyor musun ismimi, ya hagaten böyle bodoslama daldık, saikimiz nedir
acaba, neyse soruları geçelim, ismimi biliyorsun varsayıyorum, cismimi ise
ben bile bilmiyorum.
inferno:
Ya
da dur! Sen yakana "kuşkuşotu"
tak, ben seni tanırım.
o:
Cigaralık
takarım yakama ancak... Postanenin önü işte, tanırsın, postanenin önüne
benziyorum cisim olarak zaten, valla ağzım burnum direkt postanenin önü
gibidir.
inferno:
Yanına
üç tane şiir, bir şiir kitabı ve kısa bir öykünü al. Her ihtimale karşı,
yolda kalmayalım diye...
o:
Oh,
arap yağı bol bulunca bir yerlerine boca edermiş, yolda kalalım daha iyi,
bir yerlerimiz açıkta kalsın biraz he mi?
inferno:
Yahu
iki saattir ne güzel konuşuyoruz, ben bunu bir düzenleyip diyolog, metin
haline getireyim de göndereyim bir yerlere, adalara modalara, havalansın
çocuk...
o:
Haa
yok öyle hazıra konmak, valla kopiraytlıyımdır ben ha, doğarken
kopiraytladılar beni, başına bela aldın haberin yok. Ben atasözlerini
kendime göre uydururum arada, hem canım cennette hem...
misali.
inferno:
Bir
de ipimle kuşağım olayı vardır ama.... Hem ben korkmam öyle kopiraytmış,
kısataytmış, biz yemeyiz o golleri, tırnaklarımla geldim buraya ben.
Kopirayt dediğin havada bulut....
o:
Haa
demek cesur bi yüreksin. Şimdi ben bi gidiyorum, sonra belki gelirim, belli
olmaz.
inferno:
Öyle...Bende
mangal gibi yürek, ilik gibi cesaret vardır. Adamın aklını alır, cebine
sokarım. İnsanlarla iç çamaşırına tavla oynayarak yetiştim
ben.
o:
Vay
balam iyi yere dükkân açtık desene. Valla ben de adamın aklını alır, şeytana
satarım, o da satamadan geri getirir, böylece bu avantür de salakça bitmiş
olur tabii.
inferno:
Aman
dikkat, kapalı dükkâna kira ödüyor da olabilirsin
o:
Dükkânı
üstüme kapatmış da olabilirim tabii, dünya üzerime kapandı alt-mânâlı,
hagaten son söz aha bu da, dibacenin sonu.
inferno:
Programımızı
burada kapatıyoruz,tüm izleyicilerimize sağlık ve esenlik dolu günler
dileriz.
o:
Haftaya
aynı gün, aynı saat hop!
)(
.2.2.2.2.2.2.2.2.2.