
D ö r t
“Dört” dedi ve öldü.
“Şimdi” her şey değişmişti. Zamanının ardışık işlemediğini fark etti; bir
sonrasızlığın içine gömülmüştü ve bu yeni düzen akışkan değildi. Artık,
gökyüzü ayaklarının altındaydı, başının üstünde de yeryüzü duruyordu. Tüm
çıplaklığıyla maviliğin
üzerinde yürüdü, ilerde bir
kızıllık gördü.
Gün batımına gitmek istediği “an”da oraya
zaten ulaşmıştı. Şair dostunun dediği gibi “odasız bir kapı” vardı. Kapının
etrafından dolanarak içeri girdi. Bir duvar gördü. Duvarda bir “Venüs”
resmi, onun yanında da bir flüt asılıydı. Flütü aldı ve çalmaya başladı.
Venüs canlandı, daha önce hiç duymadığı bir dilde yeryüzüne seslendi.
Yukarıdan, yeryüzünden kelimeler yağmaya başladı ve gökyüzünün üzerinde
binlerce boş kağıttan oluşan bir ordu, kelimelere doğru koşuyordu. Sonra
kelimelerle kağıtlar buluştular, üst üste çıktılar ve bir ağaca dönüştüler.
Gökyüzünden yeryüzüne uzanan büyük bir
ağaç…
28 Ocak 2004- Zafer
Yalçınpınar