
Çok Kısa Uzunlar
1.
Güneş
tekrardan göründü ve diğer her şeyi görünür kıldı. Bir bulut denize, deniz
toprağa, toprak otlara, otlar karayele “günaydın.” dedi. “Günaydın” kelimesi
elden ele dolaştırılıyordu. Akşam sefaları kapanmaya, karınca yuvaları hareketlenmeye
başladı; herkes telaşlıydı ve hepsi “işbaşı!” diye bağırıyordu. Güneş,
masasının başında oturan bir müdür ciddiyetiyle, etrafında dönen her şeyi
uykusuz gözlerle izler, gündüzün, gecenin -belki de zamanın- ne demek
olduğunu bilmeden, yana yana, patlaya patlaya varolmaya devam ederdi.
Sarsılmaz duruşundaki bu kararlılık yüzünden oldukça
sıkıntılıydı.
Güneş’in
gelmeyecek olanı bekler gibi bir hâli vardı.
2.
Yıldız’ın
kulübesi kuzeydeydi. Sağıma gündoğusunu, soluma da günbatısını alarak yönümü
belirledim ve onunla tanışmak için yola çıktım. Lodos ile Keşişleme arkamda
kaldılar; rahatlarını bozmadan, kendilerini tehlikeye atmadan, sakin sakin,
benim için kaçınılmaz olan yıkımı büyük bir zevkle bekliyorlardı. Kulübesine
ulaştığımda Yıldız, kapının önünde
beni karşılamaya çıkmıştı (sanki geleceğimi biliyordu). Ağzımı açmama
fırsat vermeden, sarsılmaz bir şiddetle “Ben seni önemseyenlere benzemem,
beni önemseyenler de sana benzemez!” dedi ve kapıyı yüzüme kapattı.
Böylece,
yön değiştirmiş oldum.
3.
Perdelerin
arasından sızan günün ilk ışıklarıyla birlikte yatağından kalkıp, sabahın
tazeliğini sahilde karşılamaya karar verdi. Kulübesinden dışarı çıktığında
Deniz’in çalınmış olduğunu gördü. Önce şaşırdı, ardından bu kaygan duygu
öfkeye dönüştü. Kısa bir süre denizden geriye kalanların arasında
yürüdü, etrafa bakındı. “Yuh be, bunu da mı yapacaklardı!” diye söylendikten
sonra yatağına geri döndü ve kulübesinin tavanına bakarak derin düşüncelere
daldı; gitti.
Dışarıdaki
eğreltiotları hep bir ağızdan bağırdılar:
“Hoşçakal!”
4.
İnsanlık
tarihinde daha önce görülmemiş bir koşuşturmaca başladı. “Adalet
savaşçı”larının kazanacağını
öğrenen bankacılar ve tüccarlar, yeryüzündeki tüm kağıt paraları yakarak
imha etmeye başladılar. Üst düzey yöneticiler, kalantor tüccarlar dünyaca ünlü şiirleri ve şairlerin
hayatını en kısa sürede
ezberletmek için çalışanlarına özel eğitimler vermek zorunda
kalmışlardı.
Zafer Yalçınpınar - 23 Nisan
2004